Ek 20

Yalnızlığın bir düzenlilik hali olduğuna ve insanı çirkin gösterdiğine inanıyorum. Bu fotoğraf, ölümle birleşince beni haklı çıkarıyor.

Acıyla ya da başarısızlıkla uyarıldığımda, kendimle yeniden buluşmak için uzaklığa (korkuyu kaybettiğim yere) ihtiyaç duyuyorum. Bu köklü, donuk fakat ayak direyen duygu durumu, yalnızlığa olan bağlılığımı tazeleyecek ve ben eskisinden daha düzenli bir çirkin olacağım.

Ek 19
nilihu:

‘bizim uslanmaz ruhlarımızhiç kumrulaşabilir mi?suskuyla yanyana oturan iki kumru…iki sevgili yanyana oturarakuzun süre hiç konuşmadanyani kumrulaşabilinir mi?’
‘Ben galiba senden ayrılmayacağım/Çünkü sen her halimi kabul ediyorsun.’

(Lale Müldür)

nilihu:

‘bizim uslanmaz ruhlarımız
hiç kumrulaşabilir mi?
suskuyla yanyana oturan iki kumru…
iki sevgili yanyana oturarak
uzun süre hiç konuşmadan
yani kumrulaşabilinir mi?’

‘Ben galiba senden ayrılmayacağım/Çünkü sen her halimi kabul ediyorsun.’

(Lale Müldür)

Ek 17

I.
Onda fazlasıyla var, bende de öyle…
Sahi hepimiz aynıyız ölümün yarattığı bulantıda.

II.
Geçmişin ürkütücü (zamana yakalanmış, ele geçirilmiş) hali, onun boşluğu, hayatımın geri kalanını giderek büyüyen bir telaşa çeviriyor.

Yani ki bulantı, beni çocukluğumdan ayıran zamanın, onunla arama, ondan söz etmeyeceğim kadar büyük bir uzaklık koymasıyla başlıyor.

III.
ve ben unutmaya inanmaya, geri dönmek istememe rağmen geri dönmek istememeye bağlanıyorum.

(bakınız bu, kaybetmeye gereksinim duymanın tuhaflığıdır.)

Ek 16
Ek 15

Different Pulses
Asaf Avidan

Ek 15

Bu haftanın bende kalanları:

Gittiğim yollardan topladığım (sözgelimi) anlaşılamama duygusu yaşlanmıyor. (Anlatamama değil fakat) (çocukluğumun taş hali)

Sonra efendim; zaman, annemin ilk hastalığıdır.
Bir de sıkıntı ve duygululuk halinin, nezaket fazlalığı olduğunu düşünüyoruz. Öyledir.

Ek 13

Onu sevmenin ne olduğunu, arzuyla sürüklendiğim ve daha önce hiç başıma gelmemiş gibi giderek belirginleşen (mutsuz olduğumu anlamama yol açan) özgürlüğümün birdenbire beni ele geçirmesiyle anladım.

bu yas,
içimi kaldırdığınızda
göreceğiniz,
içimin derinliklerinde
acıya dönüşen bir yolculuktan ibarettir.

bu yas
sizi oyalamaz
ve fakat üstüme basıp
kanatlanmanız için
yeterlidir.

özgürlük bu yüzden bulantı gibi tuhaf
yokolma halinin,
yalnızlığa ihtiyaç duyacağımız bu soğuk dünyada
durmadan ve hızla
her şeyi ve tümüyle kaybetme korkusundan besleniyor

ölüme
ve durmadan kaybetmeye
alışır gibi yaşıyorum;
evimin, işimin değil
beni onunla bütünleşmeye engel olan her yerin iç sönüklüğüyle.

Ek 12
Bir İngiliz karikatüristin gözünden (olduğu söylenen) Kobane.

Bir İngiliz karikatüristin gözünden (olduğu söylenen) Kobane.

Ek 11
bir fotoğraf: ezcümle, ölülerimizi gömme merasimi/yanlış keşif: yaşamak cüreti gösteren tüm soylu yabancılar/kuşku: hayatın boşluk tuşuna abanan tanrı söylemesi/bir itiraf: yaşamak için tanrı bizi suçladı.ağla ağla!

bir fotoğraf: ezcümle, ölülerimizi gömme merasimi/
yanlış keşif: yaşamak cüreti gösteren tüm soylu yabancılar/
kuşku: hayatın boşluk tuşuna abanan tanrı söylemesi/
bir itiraf: yaşamak için tanrı bizi suçladı.

ağla ağla!

Ek 11
sana doğru yürüyüp başka bir yere ulaşıyorum; senin olmadığın ama nerede arayacağımı bildiğim yere.bu biçim, sınırları aramızdan kaldırdı.bu biçim, dünya ininde insanı biraraya getiren arzudan yeni ve ne istediğini bilmeyen cismi yarattı.bu cisim, benim sana bakmamdan geçiyor. nasıl bu kadar güzelsin ve neden bu kadar güzel görünüyorsunsebebi benim sana uzanan sesimle ilgilidir.duydun işteevimin dışıve tüm bu çember, seni aramakla başladı daralmaya.çünkü şeydirkelimelerkörve incinmeye müsait.

sana doğru yürüyüp başka bir yere ulaşıyorum; senin olmadığın ama nerede arayacağımı bildiğim yere.
bu biçim, sınırları aramızdan kaldırdı.
bu biçim, dünya ininde insanı biraraya getiren arzudan yeni ve ne istediğini bilmeyen cismi yarattı.
bu cisim, benim sana bakmamdan geçiyor.
nasıl bu kadar güzelsin ve
neden bu kadar güzel görünüyorsun
sebebi benim sana uzanan sesimle ilgilidir.

duydun işte
evimin dışı
ve tüm bu çember, seni aramakla başladı daralmaya.

çünkü şeydir
kelimeler
kör
ve incinmeye müsait.